words are all I have.

Archive for the ‘Uncategorized’ Category

kadını kaçırmaya yetecek sebepler

Posted by: shoegal on: 11 March, 2010

buyrun 2003 model shoegal’den “kadını kaçırmaya yetecek sebepler”:
- eski, yırtık pırtık; kötü ayakkabılar
- ter kokusu
- yenmiş ya da kapkara tırnaklar
- yırtık, yenmiş çoraplar
- yağlı saçlar
- fışkıran burun ve kulak kılları (kaçırmakla kalmaz, koşarak kaçırır- double impact)
- beyaz slip don (istisnalar hariç)
- tommy hilfinger pantolon, moschuno gömlek
- sarkık, kocaman popo
- göbek
kim demiş şekilciyim diye? önemli olan [...]

temizlik ne rahat…

Posted by: shoegal on: 18 February, 2010

insan bazen geçtiği yollarda ne kadar iz bıraktığını farkedemiyor azizim. anlamıyorsun. senin dünyanda hiçbir etkisi olmamış, geyik olaylar aynı olaya başka bir açıdan taraf olmuş diğer insanların hayatında tsunami etkisi yapabiliyor. “karşılıksızlık” da böyle bir şey işte.
son dönemde blog’uma tuhaf yorumlar yapan (bkz. previous post) bir kimsenin varlığı ile farkettim, 10 yıl önce belki [...]

i ? new york and some distress

Posted by: shoegal on: 6 February, 2010

geçen hafta gelinliğimi almak üzere new york’taydık. internet yoluyla yaptığım aylar süren hazırlık sayesinde çok kısa bir sürede istediğim ve hatta hasta olduğum gelinliği alarak mağazadan çıkabildim. geri döndüğümde gördüğüm birkaç düğün fotoğrafı ise abd’de bir dönem yaşamamış kimsenin adını duymadığı bir mağazadan gelinlik alarak ne kadar muhteşem bir iş yaptığımı düşünmeme sebep oldu. zira [...]

samson and delilah

Posted by: shoegal on: 2 February, 2010

i’ve heard there was a secret chord
that david played and it pleased the lord
but you don’t really care for music, do you?
it goes like this…the fourth, the fifth
the minor fall and the major lift
the baffled king composing hallelujah
hallelujah
hallelujah
hallelujah
hallelujah
your faith was strong but you needed proof
you saw her bathing on the roof
her beauty and the moonlight overthrew [...]

the one, the two, the one two three four.

Posted by: shoegal on: 27 December, 2009

bugün türk halkının avatar filmine gösterdiği olağanüstü ilgi nedeniyle bir kez daha salonlarda yer bulamadık ve zaman geçirmek için “acı aşk” isimli türk filmine girdik. allahım girmez olaydık. senaryo yazarı beni affetsin ama uzun zamandır bu kadar kötü bir film izlememiştim. yani dabbe 2′yi tercih eder miydim acaba, onu bile düşündüm. filmde ne oluyor, neden [...]

amsterdam

Posted by: shoegal on: 13 December, 2009

evet, aylar öncesinden biletini alıp hazırlıklarına başladığımız amsterdam seyahatimizden dönmüş bulunuyoruz.
öncelikle, hayatında ilk kez sabiha gökçen’den, pegasus havayolları ile yurtdışı uçmuş bir insan olarak oldukça şaşırdığımı söyleyebilirim. sanırım insanlardan duyduklarımdan aklımda fazla kötü bir imaj oluşmuş, pegasus’tan da sabiha gökçen havaalanı’ndan da son derece memnun kaldım. şehre çok çok çok uzak olması ve lounge [...]

london, my love…

Posted by: shoegal on: 21 November, 2009

yuvam, evim, en kendim olduğum, en özgür olduğum yer. arabaların yaya geçidindeki yayalara mutlaka yol verdiği, satıcıların güleryüzlü olduğu, insanların sürekli birbirlerine teşekkür ettikleri ve kuyrukta herkesin edebiyle sırasını beklediği şehir. bütün bunların etkisinde kimseye kızıp sinirlenmediğim ve bu yüzden kendimi daha çok sevmemi sağlayan… her yerinden müzik fışkıran, bu yüzden metro merdivenlerinden inerken, [...]

aynalar

Posted by: shoegal on: 8 November, 2009

benim bu hayatta davranışlarımı belirleyen, etkileyen, kısıtlayan en temel şey hak ve adalet sistemidir sevgili okur. tam da bu yüzden, başkalarının davranışlarını da bu minvalde yargılarım. “bunu yapmaya ya da söylemeye hakkı var mı?”, “bu yaptığı adil bir şey mi?” gibi. cevap “evet” ise, maruz kaldığım davranış ne olursa olsun kabullenir, susup otururum. ama [...]

daha neler neler

Posted by: shoegal on: 2 November, 2009

son postun üzerinden 1 aydan fazla zaman geçmiş: ayıp, ayıp! “sen ne biçim blog yazarısın?!” demezler mi adama? derler. cevap da veremem, susar kalırım. büstü dikilecek kadar net bir ikizler kadını olmakla şizofreni arasında gidip gelirken blog yazarı kişiliğim diğerlerinin arasında kaynamış olacak. neyse ki kötü havaları fırsat bilip su yüzüne çıktı.
u2 türkiye’ye geliyormuş, [...]

sonbahar!

Posted by: shoegal on: 15 September, 2009

evet, sonbahar geldi. it’s official. terliklerin sandaletlerin dolaba kalkma vakti geldi. gelsin pastel renkler, kadife ceketler, kapşonlu sweatshirt’ler! yay! sonbaharları çok seviyorum ama yağış olmasın mümkünse. kuru ve serin bir hava olsun.
bu aralar hiç kafamı toplayıp, belli bir konu üzerine konsantre olup uzun uzun yazasım yok. yine daldan dala konacağımdır.
* tutkulu aşk meraklısı her [...]


Twitter